Ellerimde Bir Göztaşı

Ellerimde bir göztaşı, gözlerim boş gidiyordum

Ne bileyim, bir damlanın böyle deniz olduğunu

Şaştım, mavi bir fal gibi açılınca önümde

Giritli bir ölümüm varmış, bir balıkçı fitil gibi

Patlayacakmış avucunda otuz çubuklu gençliğim

Üç günde mi desem, üç gökte, üç kulaçta mı

Ben ki, o camgöbeği çiçekler açan ağaç

Kırılmaz bardaklar gibi tuzla buz olacakmış

Ne zaman boğulsam böyle yosun kokuyordu ışık

Sabahcı kahvelerde bir çiroz ötüyordu

Ve dalgalarımı geçen o deniz şoförleri

Böyle uyur düşlere bindirmiş gemiler

Uyuklar gibi üstünde mermer masaların

Bir tahta parçasıydım, Osmanlı bir kazadan kalmış

Yüzüyordum, İslam kaptanın ahşap ayağında

Öbür tahtalara öbür insanlara doğru

Cumhurdu mürekkep balığı, simsiyah yüzüyordum

Ne bileyim, bir korkunun böyle destan olduğunu

Ağardım, nisanlayınca gece, ve yavrulayan yalnızlık

Ya da ilk insanın doğduğu, öldüğü dağdı Moby Dick

Nefes aldıkça filbahriler köpürüyordu sulardan

Çanlar çalıyor kulaklarımda, yunuslar yarışıyordu

Alyuvarlar, dolkuşları ve rüzgar midyeleri

Dedim, dünya gibi bulut yok dünya üstünde

Ellerimde bir göztaşı, gözlerim boş gidiyordum

Ne bileyim, bir türkünün böyle Veysel olduğunu

Açıldım, çıkmaz bir sokak gibi, kapanınca denizde.

Can Yücel

 

Go Home Hacı Go Home

Hişt hacı yaylan bakalım

Closed dedik be adam

Pazdos c'est fini

Başını bekley'cek değiliz a sabaha kadar

Uyan bre taş arabası

Gözünü seveyim çileden çıkarma beni

Go home hacı go home

Aman beyim Allah razı olsun senden

Bişeyler söyle şu dürzüye

Kanımı kuruttu iki saattir

Ne

Asansöre mi binmiş dedin

Fırt inip fırt çıkıyormuş

Hay yedi kat yerin dibine geçsin

Yıl oldu bu masaya çörekleneli

Waiter aşağı waiter yukarı

Bir buçuk şişe viski yuvarladı en azından

Külahıma anlatsın o bu palavraları

Yok efendim buralarda değilmiş kendisi

Memleketindeymiş

New York mu ne karın ağrısıysa

Yüz katlı bir binadaymış

Asansörcülük edermiş

Üstünde kırmızı yelek

Altında siyah pantol

On saattir nöbetteymiş de

Geberiyormuş uykusuzluktan

İne çıka zifire kararmış

Kara su inmiş ayaklarına

Yediği naneye bak

Beni de patron sanmış

Hiç güleceğim yoktu beyim

Sahi korkmuş mu herif

Ya kovarsa beni diyor ha

İş başında uyumasın itoğlu

Kovarım tabiy

Evde karısı varmış bekleyen

İki de oğlan çocuğu

Öyleyse aklın nerdeydi ulan

Edebinle çalışaydın

Siz söyleyin beyim öyle di'mi yani

Allah layığını versin beyim

Herif sahiden korkuyor benden

Hadi hacı yürü bakalım

Bırak bu patron polimlerini

Öyle ötlek ötlek bakma yüzüme

Ha şöyle dayan koluma doğrul

Ben de yorgunum a ziyanı yok

Bir de taksi buluruz sana

Ha gayret aslanım ha gayret

Çoğu gitti ayı kaldı

Go home hacı go home

Can Yücel

 

Opus-Corpus-1999

Gümüş kanatlarıyla bezmimize gelen

O huriler o kumrular

Yaşamı yaşatmak için

Sevişmeyi ilan ediyorlar

Huu çekerek içlerinden

Hakuran kafeslerinden

İndirerek darağaçlarını yaprak yaprak

Bach'ın yepyeni bir yapıtını çalıyorlar

Siyah beyazlarıyla

Kumrular ki makamları cennet

Mekanımı cennet ediyorlar benim de

Türemişim bir tuba ağacının köklerine

Gözyaşlarımla düşünüyorum o gelmeyen geleceği

Yaşamı yaşatmak için

Can Yücel

 

Sevgi Duvarı

Sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa

Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi

Dilimizde akşamdan kalma bir küfür

Salonlar piyasalar sanat sevicileri

Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni

Yakanda bir amonyak çiçeği

Yalnızlığım benim sidikli kontesim

Ne kadar rezil olursak o kadar iyi

Kumkapı meyhanelerine dadandık

Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi

Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar

Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi

Öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri

Çöpçülerin elleriyle okşardım seni

Yalnızlığım benim süpürge saçlım

Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

Baktım gökte bir kırmızı bir uçak

Bol çelik bol yıldız bol insan

Bir gece Sevgi Duvarını aştık

Düştüğüm yer öyle açık seçik ki

Başucumda bi sen varsın bi de evren

Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi

Yalnızlığım benim çoğul türkülerim

Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

 

 

Yapraktı

Bir başka yolculuk dalından düşmek yere,

Yaşadığından uzun;

Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere.

Agacın yüksekliğince,

Dalın yüksekliğince rüzgarda;

Ve bir yeni ö"mü"r

Vardığın çimen yeşilliğince.

 

 

Yaşasın Cumhuriyet

gölköy adında bir yer varmış gelibolu'da

televizyonda gösterdiler geçen gün.

gelenek edinmiş köy halkı,

"ben kendimi bildim bileli bu böyledir"

diyor muhtar:

29 Ekim'de toptan sünnet ederlermiş çocuklarını...

derken ekranda entarili bir çocuk belirdi

kirvesi tutmuş kolundan

yatırdılar bir kamp yatağına,

ardından sünnetçi olacak zat boy gösterdi

elinde bıçağıyla,

çocuk kaldırdı başını, bağırdı:

"yaşasın cumhuriyet" diye

bunun üzerine de ekran karardı

korkarım bu, sade gölköylülerin değil, umumuzun

sade küçüklerimizin değil, büyüklerimizin de

düştüğü bir tarihsel yanılgı

çünkü sünnet değil, farzdır cumhuriyet

 

 

Menapoz

Yardımı kesildi ya Amerikan Dostluğunun

Gençler, kendinize mukayyet olun!

Kime saldıracağı belli olmaz haaa

Adetten kesilmiş kibar o...punun.

Can Yücel